Alatada zaman, saatle degil; rüzgarin esisiyle, ocagin tütüsüyle ve kelimelerin bereketiyle akar. Burada bir ise girismeden; ipdin niyet tazelenir, sonra kelam...
Evin icinde cicenin sefkatli otoritesi yankilanir, yayla evinin talvarinda nese ve hüzün dumanla harmanlanir. Tarlada taze ekinler vakur bir edayla igranirken, fidanlar günese dogru sessizce süyer. Hayatin tüm yükü ve sabri, o topragi sürenin yagrininda tasinir.
Kusursuz kul olmaz, her yigidin bir agmani vardir elbet; ama mühim olan atadan kalan o kadim ürüsümü bozmadan, gönlü kirletmeden yasamaktir. Cünkü Alatada dostluk da kelam da cikladir...
Hal böyle olunca sizlere, sadece unutulmaya yüz tutmus kelimelerin bir listesini degil; o yagrindaki yükün, talvardaki isin ve bin yillik Türkcenin bugünkü yankisini sunmayi amacladigimi belirtmek isterim.
Kelimelerin izinde, Alatanin kalbine bir yolculuga davetlisiniz.