Mentesenin civisi tahtanin etini zorluyor. Yagmur suyunu emdiginden herhalde, kayis gibi esniyor pencerenin kanadi. Kar ha indi ha inecek. Vadinin dibindeki kuytulardan yükselen cakal sesleri, rüzgarin ugultusuyla birlesip camdaki macunun attigi yerden odanin icine süzüldü usulca. Ahsap duvarlarin arasindan kivrila kivrila gecip evin her yanina dagildi. Ugultu arttikca isliga dönüstü ses.
Perdenin etekleri yelken olup siserken, Yadigar ürpertiyle tavana dikti gözlerini. Isedigini düsünüp eliyle pijamasinin arasini yokladi. Isememisti. Üsümüstü.
Semih Öztürk, 2018 Yasar Nabi Nayir Öykü Ödülüne deger görülen kitabi Önce Daglar Kar Tutacakta hastane odalarinda son günlerini doldurmaya calisanlarin, gecenin kör karanliginda gecmisiyle hesaplasma derdine düsenlerin, karin ve camurun altinda ezilen isimsiz kahramanlarin, gürültü patirti kopartmadan hayattan sessizce vazgecenlerin hikayelerini anlatiyor. Gecip giden günlerin kiyisinda kösesinde kalmis insanlarin ic dünyalarini tüm ciplakligiyla görebilecegimiz gercekci pencereler acan öyküler, gecmek bilmeyen zamanin etrafinda süzülerek gözden kayboluyor.