gitti kapinin önünde durdu, ben bir döndüm ki arkamda, baktim öyle bir yan bakiyor ki bana, öyle gözleri dolmus ki, bir sey söyleyecek ama cesaret edemiyor ki söylesin. Ben, dedim Tuncay sen niye öyle yapiyorsun Anne, bir sey yok, dedi. Gözlerinden yaslar akarak bir sey yok, dedi. Ben gidecegim, saat dokuzda gelecegim, dedi. Ve gitti Arkasindan baktim. Gitti... Saat yedi oldu gelmedi, sekiz oldu gelmedi, gidis o gidis Tuncay bir daha geri gelmedi
yani düsünün 70 kiloluk insanin mesela gelip de yarim kilo etini topladik, su kadarcik eti kalmisti, benim psikolojim tamamen bozulmustu artik, zaten üzerimizde hicbir sey kalmadi, silah kalmadi, ciplak kaldik bombalamadan dolayi.
-Dilandan geri kalan parcaciklari aldin
-Toplayabildigim kadar..
Bir dönemin beliren alametleri gibi, kücük kalabaliklar halinde gezen eli silahli gruplarin toplumun ve devletin gözü önünde sehirlerde ve köylerde büyüyen gölgeleri, devlete ve feodal güclere, asiretlere karsi girisilen kanli eylemler, havada ucusan kinama mesajlari, sokaklarda kimin kimi vurdugu hicbir zaman belli olamayacak sarsici eylemler, ne olacaginin, ne oldugumuzun ve bizi beklemekte olanin neye benzediginin bilinmedigi zamanlar, sonra ifsanin gelmesi, ifsanin topluma ve bilhassa magdurlara verdigi cesaret, cesaretin direnise yol vermesi ve suskunlugun bitmesi, gercek hayat hikayelerinin, bulusmalar, sohbetler üzerinden kolektif bir hafizaya ve anlatiya dönüsmesi
Gecmis zamanlari ve acilari anlatma sirasi simdi onlarda.