¿smi ile müsemma hayat¿nda bar¿¿¿ ve adaleti soluklayan biriydi. Askerlik-hayat ikilisinde elinde hep adalet terazisi vard¿. Askerli¿i ve hukuku özümsemi¿ iyi bir komutan ve hukukçuydu. Meslek hayat¿ boyunca birçok bäar¿ya imza att¿. Özellikle Silahl¿ Kuvvetlerdeki faaliyetlerin hukuki yönünde benzersiz çal¿¿malar yapt¿. Ta ki bir gün o ¿ey ile suçlan¿ncaya kadar.
Ne olduysa ondan sonra oldu. S¿cak asfaltlarda yar¿ ç¿plak bedeni yan¿klar içinde b¿rak¿ld¿. Spor salonlar¿nda i¿kence kortejinden geçirildi, darp edildi. Onca i¿kenceye rämen Allah yäayacak bir ömür nasip etmi¿ti, hücrede bile olsa. Pes etmedi, adalete inanc¿n¿ ve memleket sevdas¿n¿ yitirmedi. Davalar bälad¿. Yäl¿ urganlar at¿larak, galiz küfürler edildi. Kalbindeki rahats¿zl¿k kötüle¿sin diye tedavisi geciktirildi. Tüm bunlar yäan¿rken asker vakar¿n¿ hiçbir zaman bozmad¿. Hukuka olan sevdas¿, Sincan'daki hukuksuzluk hücresinde bir bä¿na, kalbinden vuruluncaya kadar devam etti. Hukuk içerisinde nas¿l yäanmas¿ gerekti¿inin canl¿ bir örne¿iydi hepimize.
Yäl¿ urgan at¿p, duru¿malarda küfretmek için döner ekmek ve yevmiye alan bilinç yoksunu kitlelere (bindirilmi¿ k¿talara) inat, asker vakar¿/dayan¿kl¿l¿¿¿ ve hukukçu kimli¿i/dik duru¿u ile adaletin tecelli etmesini ümit etti ve aktif sab¿r içerisinde bekledi. Kendine yäl¿ urgan atanlara, yöun bak¿mda itip kakanlara da bar¿¿ ve huzur dileyecek kadar gönlü geni¿ti.
Hücresinde säl¿ks¿z köullarda, yorgun ve hasta kalbi ile bir bä¿na u¿rämak zorunda kald¿. Olmas¿ gerekti¿i gibi tedavi göremedi, tedavisi engellendi. Vücudu iflas etmeye bälad¿¿¿nda, geç olsa da, bin bir çaban¿n neticesinde kerhen, psikolojik ve fizik bask¿ alt¿nda tedaviye götürülmeye bäland¿. Bu dönemde, hasta bedeni daha da kötüle¿sin diye adaletsizlik araf¿nda, hücre ile yöun bak¿m aras¿nda röve¿ata yap¿l¿yordu. Hücrede ölüme röve¿ata...
En çok da, kelepçelere bäl¿ yöun bak¿mda, Jandarmalar¿n itip kakmas¿ kalbinde onanmaz yaralar açt¿. Yirmi alt¿ y¿l¿n¿ verdi¿i asker üniformas¿n¿ giyenlerin ak¿l almaz tav¿rlar¿ bedeninden ziyade ruhunu yaralad¿, bünyesine ä¿r geldi. Oysaki bir Türkiye hayali vard¿... Dünyada etkin, sayg¿n ve cayd¿r¿c¿ bir Silahl¿ Kuvvetler idealinde yirmi alt¿ y¿l gönlünü vererek çal¿¿m¿¿t¿. Lafla kand¿ranlara inat, hayat¿n¿ ideal bir asker olarak istikamet üzerine yäam¿¿t¿. Bu istikametten fersah fersah uzak ki¿ilerin kendisi gibi olanlara reva gördüklerine derinden üzüldü, ama k¿r¿lmad¿.
U¿runa hayat¿n¿ adad¿¿¿ Silahl¿ Kuvvetler ve Milletinin vurdumduymazl¿¿¿ en çok da bu ikisi yaralad¿. Döner ekmek ve günlük yevmiyeye küfredenlere, kendisine eza cefa çektiren Jandarmalara bile hakk¿n¿ helal edebilirdi. En çok da tuzla buz olan Türkiye hayaline üzüldü. Bu üzüntü, fiziki i¿kence kadar kalbini yaralad¿. Oysaki koskoca bir hayat vard¿ önünde. Kadere raz¿yd¿, son nefesini verirken bile mütebessimdi, üzerine dü¿eni yapman¿n huzuru ve vakar¿ ile ayr¿ld¿ aram¿zdan. Hani ¿airin "ökse ile sapanla vurursun da saramazs¿n" dizesinde oldu¿u gibi, adaletsizlikle, vurdumduymazl¿kla kalbinden vuruldu, beraberinde Türkiye hayaliyle...
Hz. Hüseyin (ra) ve yak¿nlar¿n¿n Kerbela'n¿n kavurucu çölünde 10 gün su içememesi ve katledilmesi, tekerrür eden tarih misali 2020 Türkiye'sinde kar¿¿m¿zdayd¿. Bar¿¿ Komutan gibi vatan evlatlar¿, Sincan'da hücresinde adaletsizlik içinde b¿rak¿ld¿, hasta kalbi doktor raporlar¿na rämen adaletin susuzlu¿unda ölüme terkedildi.
Eften püften gündemlerle efsunlanm¿¿ bir ¿ekilde saatlerini geçiren, tank¿n egzozuna atlet t¿kama, kamyon ¿oför koltu¿unda sahtekâr pozlar verme hikâyelerini destanlät¿ran, ne idi¿i belirsiz laf kalabal¿klar¿ aras¿nda kaybolan bir topluluk söz ko